• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • TARA GÜRSES - YAZAR ve ARAŞTIRMACI KİŞİSEL WEB SAYFASI
HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL
Yeryüzünde insanın köle olarak yaratıldığı ilk dönemlerden beri, kendisinden saklanan yarı Tanrı – yarı insan kimliği, DNA’sında gizli ve kullanılmasına izin verilmeyen pek çok Tanrısal özellik ve yeteneğin farkında bile olmadan,dünya üzerinde hakimiyet kuran güçlerin, sistemin; her dönemde kölesi olmaya devam ediyor. Farkındalıklarımız ne kadar artıyor gibi görünse de. Çünkü farkında olanların da eli kolu bağlanıyor.

Altın Çağa gireceğimiz söylenirken, kendimizi içinde bulduğumuz ve karanlığa hizmet eden hologramın ,Yeni Çağ sahtekarlığının çamuruna bulanmış, hatta bataklığına batmış durumdayız. Nereye dönsek, neye tutunmaya çalışsak ellerimize katran karası karanlık bulaşıyor, ne kadar çırpınsak daha çok sarıyor bedenimizi . Herkes uyuşturulmuş, uyutulmuş, ağızları açık , ruhları ele geçirilmiş boş çuval gibi bedenlerle gökyüzüne diktiği gözlerle atalarını beklerken; hala insan olduğunu düşünüp , kendilerine sunulan zehir dolu sofradan beslenip, zehirli sulardan içip, bedenini ve ruhunu daha da çok ele geçirecek her şeye gönüllü bir adanmışlık içinde. Bu sefilliğin adı da İnsanlığın Yeni Çağı. Farkında bile değiliz aslında İnsanlığın en Karanlık Çağını yaşadığımızın. *Prehistorik Çağlardan bile daha geride insanlığımız. (* İnsanlığın ilk ortaya çıkışından, MÖ yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar süren arkeolojik çağ)

Aslında yeni olan hiçbir şey yok. Ama dozu giderek artan bir karanlık var. Yaratılış serüvenimiz için bizlere verilen Sürüngen Beynin, İnsan olan parçamıza açtığı savaşın başrol oyuncularıyız hepimiz. Buna iyi –kötü savaşı , siyahın beyazla savaşı deyin. Sonuçta bir taraf hep karanlıkta kalmış, ışıktan kaçan son derece agresif , hayatta kalmak için her şeyi yapacak, korku enerjisiyle büyüyen ve büyüdükçe kontrolden çıkan bir tüketme ,bitirme ve yok etme dürtüsüne sahipken; karşısında Yaratıcının bütün dingin ve asil, yolu ışık,sevgi ve aşktan başka bir şey olmayan yüzünü yansıtan insan parçamız.

Varoluşumuzdan beri, inanç sistemleri doğa üzerine kurulmayan bütün toplulukların, toplumların bilinçli olarak ; önce annesinden (doğa ana) sonra da babasından ( evrensel kimliğinden) soyutlanarak öksüz ve yetim kalması, böylece kendini sahipsiz, terk edilmiş zannederek ya da sahip olduğu hiç bir şeyin farkına bile varmadan yolunu, kimliğini, yönünü ve özündeki İnsan-Tanrıyı unutup , sürünmesi, sürüngene dönüşmesi adına çalışan bir sistemin içindeyiz.

Dünya üzerinde oynanan oyunların, hiçbir şeyden haberi olmayan figüranlarından başka bir şey değiliz. Bizlere son 20-30 yıldır yüklenmeye başlanan ve içimizdeki insanı uyandırmaya çalışan sözde sürüngen beynimizi daha da aktif hale getirmek amacı taşıyan yeni bir akımın içinde sürüklenip gidiyoruz.

80’li yıllardan beri büyük bir açılım yaşayan istila hareketinin piyonları olduk resmen. Sürüngen veya böcek toplumlarındaki ana kraliçenin bütün yumurtaları veya çocukları üzerinde kurduğu telepatik kontrol ve yönetme dürtüsü giderek büyümeye ve artmaya başladı.
Yumurtalarını tohumladıktan sonra yuvasına dönen ama erişkinlik çağına geldiği için tekrar yavrularına dönmek üzere geri dönen, Yaklaşan Ana Kraliçe’nin , insan formuna gizlenmiş sürüngenlerini uyandırma ve insanı yok etme çalışmaları tüm bunlar.



Bizlere verilen, sunulan bütün yükseliş,ruhsal farkındalık ve evrensel kimlğimizi bulma adında yüklenen bütün enerjiler,bilgiler, karanlığın kontolüne geçmiş durumda. İnsan bedenlerde yaşayan ve kabuğundan çıkmayı bekleyen istilacı, yok edici bir ırka dönüşüyoruz. Bunu da evrensellik adına, yükselmek,üstün insan olmak adına yapıyoruz. Nasıl ele geçirildiğimizi, ne tür güçlerin etkisine girdiğimizi, enerjilerimizin, zihnimizin ve bedenlerimizin nasıl kullanıldığının farkında değiliz. Tam tersine bunlara gönüllü olarak izin veriyoruz. Çünkü sorgulamıyoruz. Temelinde egosal kavramlar oldukça da sorgulamamaya devam edeceğiz. (Para kazanmak, gücü kontrol etmek, diğerleri üzerinde kontrol sağlamak, maddi ve manevi bir sömürü düzeninin uygulayıcısı olmak ve bunun ödüllerini beklemek gibi…)

Anlamak istemediğimiz, bilmemiz istenmeyen Yaratıcı enerjinin tek olduğu …Birden fazla Yaratıcı enerji yok. Dolayısıyla arındırıcı, şifalandırıcı, yenileyici enerji de tek. Çünkü hepsi bir bütün ve biz buna aynı zamanda EVREN diyoruz. Bütün Ezoterik ve Mistik bilgilerde denir ki; ‘’Yukarıda ne varsa,aşağıda da o vardır''. Burada anlatılan Mikro kozmoz olarak nitelendirdiğimiz her ne varsa, aslında Makro Kozmoz’un kopyasıdır. Aynıdır.




Yaratıcı güç enerjidir. Ve bütün alemleri,evrenleri ve boyutları kapsar. Bu enerjinin rengi yoktur. Ona renk veren düşünceler ve niyettir.
Bu enerjiye ‘’evrensel şifa enerjisi’’diyebiliriz. Her şeyin enerjisi diyebiliriz. Varoluş diyebiliriz. Ama hepsi aynıdır. Şimdi nasıl oldu da bu enerji,iliklerimize kadar içimizde dolaşırken, bu enerjiyi dönüşüme uğratan karanlığın eline kaptırdık kontrolü?

Şifa enerjisi, adına ister Reiki- z8-ya da tt 59 deyin aynı enerjidir. Evrende var olan şifalandırıcı güçtür. Bunun adını evirip çevirip, size farklı isimlerde pazarlayan, hatta her yeni çıkan enerjinin bir öncekinden çok daha üstün olduğunu iddia eden ve bunları size cüzdan dolusu paralarla satanlara inanıyorsunuz.
Reiki bir şifa tekniğidir. Farklı bir enerji değildir. Uyumlaması,el alması gereken çünkü kullananların bunu değişim ve dönüşüme uğratmadan sadece şifa amaçlı kullanması için çıkan binlerce yıllık bir öğretidir. Hani öyle söylendiği gibi ‘’Sen gönder, o gideceği yeri bilir ya da nasıl gideceğini bilir!’’ söylemlerinin tersine kimseye izni olmadan şifa enerjisi bile gönderemezsiniz. Bu kişinin hür iradesi ve seçimine bağlıdır. Onun şifayı isteyip, şifalanmayı kabul edip kalbini, ruhunu , benliğini buna açmasıyla ulaşması gereken yere ulaşan bir şifa tekniğidir.

Reikiyi bile karanlık adına kullanan o kadar çok soytarı var ki. Bu insanları kim inisiye etti?, kimden el aldılar? , nasıl bir karanlık tuzağa geldiler?, ya da gerçekten tuzağa mı geldiler?,yoksa kendi seçimlerimiydi? diye sormak lazım.

Reiki adı çok kullanıldı ya, sonra ‘’Şans reikisi, Bolluk bereket reikisi, Karuna K1,En Reiki, Öz Reiki, Mor alev, Mavi Işın, Kuantum Şifalanma çıktı. Adı da Takyon enerjisi oldu.

Çünkü bunlar , evrenin hiç bilmediğiniz ve evrenin bile bilmediği farklı yüksek enerjilerini ve titreşimlerini getirip onlara uyumlanmanızı sağlamak üzere yutturuluyor size. Takyon, Işıktan bile hızlı hareket eden enerji partikülleri olarak adlandırılan ve varlığı henüz kanıtlanmamış hayali parçacıklardır. Ama yeni çağ misyonerleri, her zaman ışık hızında giden luksonlar veya ondan yavaş hareket eden bradyonları beğenmeyip Takyon’la bizi arındırmaya ve şiflandırmaya karar vermişler.



Mesela hep merak etmişimdir, neden bunlar yerine FOTON’ları pazarlamıyorlar? diye. Çünkü Foton bilinen bir şey. Işıkdan hızlı hareket eden organic, yaşayan bilinç partikülleridir. Yani bizim bildiğimiz Evrensel enerjinin , yaradılış hikayemizin ana unsurudurlar. Yaratıcının iradesini ve bilincini taşıyan parçacıklardır. Her şeyde var olan, her yeri kaplayan yaşam enerjisinin taşıyıcılarıdır. Ve aynı zamanda şifalandıran, yenileyen ve onarandırlar.. Şimdi size Foton pazarlamaya çalışan birileri olursa bu yazımı hatırlayın.

Şifa enerjileri ile uyumlanan insanların çoğu , daha yüksek bir bilinç seviyesine ulaşacağım, farkındalıklarım artacak, üstün insan olacağım derken; bütün insani değerlerinden ödün veren, ‘’parayla cennetten arazi aldığını zanneden şuursuzlar gibi, Tanrı tanımaz ve karanlığa hizmet eden varlıklara dönüştüklerinin farkında değiller.

İnsanın en büyük zaafı ego’sudur. Beynimizin bir bölümünde sinsi sinsi varlık gösterirken, onu besleyen her türlü şeye olan bitmek tükenmez açlığı ile sizi ele geçirmesi ve ruhunuzu, benliğinizi ve bedeninizi kullanarak karanlığa dönüştürmesi içten bile değil aslında. Aslında olması gereken Yeni Çağ öğretilerinin içimizdeki insan olan tarafı beslemesi , sürüngen tarafımızı etkisiz hale getirmesi ve şifalandırması iken ; bizlere anlatılan masalların ve yüklenen kodların, eğitimlerin, temelinde tam tersi bir uygulama söz konusu.

Etrafıma bakıyorum Reiki inisiasyonu yapan kişilerin çoğu ne yaptığını ve neye hizmet ettiğini bilmiyor. İnisiasyonların çoğu karanlık varlıkların kontrolünde. Aslında insanları şifalandırmak adına, hasta eden ve bağımlılık yaratan, insanlıktan çıkaran enerjilerle uyumlandırma yapılması söz konusu.

Galaktik varlıklardan alınan yardım ve şifa çalışmalarının nereden geldiğini bile bilmeden koşa koşa Galaktik İnsan olmaya gidenlere ne demeli?.

Sizlere allayıp pullayıp pazarlanan şifa tekniklerinin nasıl çalıştığını biliyor musunuz? Size neler yaptığını? Bir kere bilinçaltı temizliği, arınması adı altında sizlere yapılan şeyler tamamen bilinçaltınıza sizden başka birisinin veya güçlerin girmesinin kapısını açar. Siz daha biliçaltınızda nasıl bir canavar beslediğinizden bihaberken, bunun kontolünü hiç tanımadığınız, araştırmadığınız, neye hizmet ettiğini anlamadığınız ve insan üstü vaadlerle sizi sözde yüceltmeye çalışan kan emici vampirlere teslim ediyorsunuz, dolayısıyla varlığınızı da . Sevdiklerinizi de.

Çoluğunu , çocuğunu, sevdiklerini kendi kalıplarına ve isteklerine uymadığı için bilinçaltı temizliği yaptırmak bahanesiyle bütün düşünce formlarını istediği şekle dönüştüren, kendi seçimlerini zorla benimseten ebeveynler var. Biliyor musunuz?


               

Yapılan bütün farkındalık, titreşim atlama, frekans yükseltme işlemlerinde, regresyon denilen geçmiş yaşam temizliği çalışmalarında sizin bilinçaltınıza, zihninize hiç tanımadığınız insanları ve enerjileri soktuğunuzun farkında mısınız?

Gerçek anlamda size bilinçaltı veya karma temizliği yaptıran insanlar, bu çalışmayı size yaptırır. Ne yapılması gerektiğini anlatır, öğretir. Kendi cümlelerinizle, kendi içinizden geldiğince kendi kendinizi şifalandırırsınız. O sırada sizin yanınızda bile olmasına gerek yoktur. Çünkü bu sizin mahremiyetinizdir. Ancak Yaratıcı ile kendi aranızda olan temizlenme sürecidir. Arada başka aracı yoktur. Olamaz da.

Yükseliş enerjisi Frekansına uyumlama eğitimleri veriliyor. Koşa koşa gidip binlerce tl paralar ödüyorsunuz. Yükseliş enerjisine uyumlanacağım diye.Kimse sizi Theta titreşimine çıkaramaz. Size bu konuda el veremez. Theta titreşimi dediğimiz şey,sizler uyurken REM uykusuna çıktığınız anda sizin Astral çıkış yapmanızı sağlayan titreşim boyutudur. Bu sürekli kalınacak bir titreşim seviyesi değildir. Ayrıca yükselecekseniz bunu siz kendiniz yapacaksınız. Var olduğunuz ilk andan itibaren kat ettiğiniz yolun ve gelişimin bir ödülü olarak.

Her yıl Hindistan’da 1000 kadar yogi, guru veya üstad’ın sürekli tekrarladıkları derin meditasyonla fizik bedenlerinden kurtulup, oturdukları yerde sadece kıyafetleri kalacak şekilde ışık olup 3. Boyut enerjisini terk ettikleri titreşim seviyesidir. Bu titreşim seviyesi ile aramızda dolaşan insan bulmanız mümkün değil yani. Kaldı ki sizi aynı seviyeye yükseltmesi diye bir şey söz konusu değil. O kadar kolay değil bu işler. Öncelikle kendinizi egodan tamamen arındırmanız ve salt sevgi titreşimde yaşamanız gerekir.Bunun için de kendinizi her şeyden , dünyevi her şeyden soyutlamanız gerekir.




Gelelim Theta Healing'e..Thetha Healing dediğimiz yöntemin, sunumuna göre Yaşamınızı tamamen değiştirecek bir felsefedir. Yaşam enerjisini artıracak, negatif düşüncelerden sıyrılmanızı sağlayacak, inandıklarınızı değiştirmenize yardımcı olacak ve daima mutlu kalmanız için tariflerde bulunan bir meditasyon yöntemidir. Güçlü olduğunuzu, yeteneklerinizi, başarılarınızı keşfetmenizi sağlayan bir metottur. Arzularınızı, isteklerinizi, hayallerinizi gerçekleşmenize yardımcı olacak ve hiç bir şeyin imkansız olmadığını gösterecek ve bunu size inandıracak bir felsefedir. Kıstaslarınızı, katı kurallarınızı ve mutluluğunuza engelleyen olayları, kavramları farkına varmanıza ve değiştirmenize yardımcı olacaktır. İçinizde var olan kimliğinizi dışarı çıkarmanız için size doğru yolu gösterecek bir yöntemdir.

Devamlı mutlu olmak ne demek? Bir kere bir insanın mutlu olması kendinle barışık olması ile olur. Kendinize bu kadar müdahele ettirdikten sonra mutlu olabilecek misiniz? Ya da bu nasıl bir mutluluk olacak? İçinizdeki hangi kimliği aktive edecekler? Bunlar bizi nelerden uzaklaştıracak, nelerden vazgeçeceğiz, ne olmayı seçeceğiz?

Burada amaçlandığı söylenen Theta zihin haline geçmektir. Yani aslında düşünce gücünüzün hayatınızı ve benliğinizi nasıl bir dönüşüme uğratacağına tanıklık edeceğiniz bir yöntemdir. Bu eylem gerçekleştiğinde istediğiniz her şeyi değiştirebilir, yaratabilir, iyileştirebilirsiniz. Yani aslında beyninize format atmaktır. Buraya kadar sorun yok. Bunu sonuna kadar desteklerim.

Ancak,Theta healing meditasyon yönteminde, ilk önce kişinin inançları 4 kademede düzenlenir ve Kinesioloji denilen bir teknik ile doğrulanır. Bu dört kademe: Genetik seviye, tarih seviyesi,ruh seviyesi ve çekirdek seviyesi olarak adlandırılır. Tarih seviyesi, geçmişte yer alan hatıralar, yaşanmışlıklar,olaylar, günümüze kadar taşınmış bellek tecrübeleri ve genetik hafıza ile ilgili konuları ele almaktadır. Genetik seviyede, atalardan bu yana gelen genleri, günümüze ekleyerek işe başlanır. Genlerden gelen inançlar, morfojenetik alanda ya da dna da saklanabilmektedir. Bunun amacı DNA faktörüne ne yapılması gerektiğini söylemektir. Ruh seviyesi,kişinin tüm varlığı ile ilgilidir.Bu yöntem, kişinin kalp çarka seviyesinden başlanarak dışa doğru çekilmesi ile gerçekleşir. Çekirdek seviye kişinin çocukluğundan bu yana öğrendiklerini, kabul etiklerini,inançlarını mercek altına almaktır. Kişinin parçası haline gelen inançları beynin ön lobunda enerji olarak tutulmaktadır.

Peki bunları değişime dönüşüme uğratacak olan kimdir, siz mi yoksa bir başkası mı? Sizi bir yere yatırarak hipnoza sokar gibi bir çalışmayla ( Hipnoz son derece ciddi bir iştir ve ehil kişiler tarafından yapılması gerekir. Bunun detaylarını daha önce anlatmıştım.) Böyle bir çalışmaya girdiğinizde ve tüm bunlara izin verdiğinizde sizin,tamamen karşınızdaki kişi nasıl olmanızı isterse o şekilde yeniden formatlanacağınızı biliyor musunuz? Değişime uğrattığınız sadece bu yaşamınız da değil ayrıca. Tüm varlığınız söz konusu. Aklınızı mı kaçırdınız?

               

Bir de Acsess Bars konusu var. Acsess Bars eğitimi adı altında yapılan çalışmaların ilk eğitim sonrası,  ileri aşamalarda sizleri ne tür enerjilere uyumladıklarını, nasıl enerji çekeceğinizi, başkalarından nasıl besleneceğinizi ve egonuza hizmet etmek üzere varlıkları nasıl kullanacağınızı ve onlarla kimlere neler yapacağınızı öğrettiklerini biliyor musunuz?

Kafanızdan boşalttıkları her ne varsa yerine neler koyabileceklerini düşünebiliyor musunuz? Bunun farkına varan bazı eğitimcilerin daha sonra ki seviyelerin eğitimine girmek istemediğini biliyor musunuz? Ama bunun da bir bedeli var, dünya paralar vererek eğitim alıyorsunuz ama size verdikleri sertifika sadece 1 yıl için geçerli. 1 yıl sonunda öğrenip de hak kazanmış olduğunuz eğitmenlik için tekrar para ödemeniz gerekiyor. Ve bu her yıl tekrarlanıyor. Çünkü sizin eğitim verdiğiniz kişileri onaylamıyor sistem ve sertifika vermiyor. Acsess Bars ileri derece eğitimleri ise bedeli çok ağır eğitimler. 

Meraklılarına söyleyeyim o kadar ucuz değil. Öncelikle ruhunuzu satmanız gerekiyor, sonra kontrolünüzü size bu eğitimi veren insanlara veriyorsunuz. Ve binlerce değil , onbinlerce tl.ye (50.000 tl ye varan rakamlar var) birer demona , iblise dönüşüyorsunuz. Ama merak etmeyin sizlerle başa çıkacak çok düşük rakamlarla ışık eğitimi alan saf yürekli ruhlar da var.

Bu eğitimlerin son aşamasında size böceklerden oluşmuş bir ziyafet sofrası bile sunabilirler.Hazırlıklı olun. Adına da geleceğin insanının sofrası denilebilir. Zaten 2050'ye kadar böcek yemeyen kalmayacakmış. Sistem bunu öngörmüş. Afiyet olsun.


Tara Gürses

Henüz yazmakta olduğum 
Kendime Yolculuk - Yuva Benim Kitabımdan alıntıdır.
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2891 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret39855
Saat