• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • TARA GÜRSES - YAZAR ve ARAŞTIRMACI KİŞİSEL WEB SAYFASI
FARKINDALIK YOLCULUĞU
Algılarınız ve farkındalığınız yükselmeye başladığında kendinizi her şeye yabancılaşmış gibi hissedersiniz. Ben neredeyim?, neler oluyor?, bu insanlar da kim? duyguları çok yoğun yaşanmaya başlar. Kendinizi çok yalnız hissedebilirsiniz.

Sanki birden bire dilini bile çat pat konuştuğunuz bir ülkede, hiç tanımadığınız insanların arasında kalmış gibi olursunuz. Bu hem korkutucu, hem de ne yapacağınızı bilemediğiniz bir durumdur.
Eğer çok küçük yaşlardan beri bu şekilde hissediyorsanız, bu durumlara alışmak sizin için daha kolay olur ama yine de artan farkındalıklarla bu yabancılaşma daha da artar. Kendinizi toplumdan, vıcık vıcık insan ilişkilerinden dışarı atar ve kendi kabuğunuza çekilirsiniz.

Bu süreç öyle kolay da geçmez. Ancak yavaş yavaş alışabilirsiniz. Günlük hayatın karmaşası ve hızı içerisinde savrulup durursunuz. Ne ilişkilerinizden, ne yediğiniz içtiğiniz şeylerden zevk alamaz hale gelebilirsiniz. En önemli değişimi de sevgi konusunda yaşarsınız. Hayata yüreğinizle tutunmaya başlarsınız. Zihniniz sürekli olarak bu yeni şartlara uyum göstermek için çalışır. Hayata bakış açınız ya da beklentileriniz bile değişmeye başlamıştır. Eski konuşma tarzınız yerini daha farklı bir derinliğe bırakmıştır. Çevrenizdeki kişiler size ‘sen artık eskisi gibi değilsin, neyin var? ‘’ diye sormaya başlar. Hatta sizi neşelendirmek için eski alışık olduğunuz şakaları yapmaya,eski muhabbetlerinizi açmaya kalkarlar. Ama mideniz düğümlenir. İçinizdeki panik borusu ötmeye başlar ve tüm hücreleriniz ‘’ hemen buradan uzaklaş’’ diye bağırmaya başlar. Halbuki sizin için hiç de yabancı olmayan, alışık olduğunuz, sizi mutlu eden insanlar ve ortamlarken birden,’’ bu mesafe ve mutsuzluk hissi nedir*’’ diye çok bocalarsınız.




İşte böyle zamanlarda derin derin nefes alıp aslında her şeyin illüzyon olduğunu ve hayatınız, sevdikleriniz ve etrafınızda sizi çevreleyen her şeyin aslında sizin eski bakış açınızın bir yansıması olduğunu görebilirsiniz. Bakış açınız değiştiğinde insanlara yaklaşımınız, onlarla iletişiminiz, doğayı, evreni ve yaşamı algılayışınız da değişir. O zaman çevrenizde size göre ‘’olması gerekenleri ‘’ de görmeye başlarsınız. 'İşte bu’ dersiniz. 'Böyle olmalı'. 'Budur'.
Bu sizin yeni bir 'ben' yaratırken geçtiğiniz  yoldur. O yeni ben oluştuğunda, artık çevrenizdeki her şey de sizinle uyumlu hale gelmiş olur. Hayatınızla ilgili pek çok yeni ve cüretkar kararlar alırsınız.

Değişim hayatınızın her alanında kendisini göstermeye başlar. Çünkü her konuda beklentileriniz ve hayalleriniz de değişir. Önyargılardan kurtulmaya başlarsınız belki. Ya da kalıplaşmış olan her şeyden. Sorgulayan ve merak eden hatta daha da fazlasını öğrenmek isteyen bir kişi olursunuz. Zihninizin ve beyninizin yaşınız kaç olursa olsun çok daha iyi çalışmaya başladığını fark edersiniz.

Hayatıınız boyunca endişelendiğiniz şeylerin ne kadar boş olduğunu, kendinizi boşu boşuna ne kadar hırpaladığınızı ve onca değerli anınızı kendinizi üzmekle geçirdiğinizi anlarsınız. Geciken ya da geç kalmış olduğunu düşündüğünüz pek çok konuda itici güç duyarsınız.




Çok erken yaşlardan beri böyle yabancı hiisediyorsanız eğer, bu hayatınızın ilerleyen dönemlerinde bu duygudan kurtulacağınız ya da ortama uyum sağlayacağınız anlamına gelmez. Sıradışı olmak, yabancı olmak bir çeşit büyüme olgusunu da beraberinde getirir. Siz büyüdükçe o duygular da büyür. Eskiden sevdiğiniz yada hoşlandığınız şeyler, sizi güldüren ya da ağlatan şeyler bile değişim gösterir. Bu süreçte farklı bir şey daha öğrenirsiniz. Kendinizi daha iyi tanımaya başlarsınız ve sizin gibilerle olmak istersiniz. 

Çevrenizde sizin gibi kişileri toplarsınız, çekersiniz. Kalabalıklar size göre değildir artık ve asosyal hayatınızı birkaç özel dostla paylaşırsınız. Sizdeki bu değişim,sizin belki de varlığınızdan bile haberi olmayan diğer yarınızı da etkiler. Siz yükselirken onu da yükseltirsiniz. Ya da ondaki mevcut ama durağan değişimi tetiklersiniz. Ruhsal yolculuğunda daha hızlı yol almasını sağlarsınız. Ona sizin açıp, aralık bıraktığınız kapılardan hızlıca geçme şansı verirsiniz. Sizdeki eksik kalan yönleri de o tamamlar. 

Ancak herkesin sizinle aynı farkındalıkta olmasını bekleyemezsiniz.Bu kişi sizin ruh ikiziniz ya da ruh eşiniz bile olsa. 
Sevdiklerinize hiçbir zaman görmeye hazır olmadıkları şeyleri görmelerini, anlamaya hazır olmadıkları şeyleri anlamalarını sağlayamazsınız. Bu sizin aileniz ve yakın arkadaşlarınız için geçerli olduğu gibi ikiz ruhunuz için bile böyledir. Onunla tanışmış bile olsanız, acı çektiğini görürsünüz, bilirsiniz ama yardım edemezsiniz. Çünkü hala sizin bakış açınızla bakmıyordur. Sizin bulunduğunuz yerden bakmıyordur ya da kendi acısına o kadar yoğunlaşmıştır ki, yaşadığı illüzyonu kendisinin yarattığının bile farkında değildir. İşte böyle zamanlarda ‘’neden anlamıyor, niye görmüyor gibi düşüncelerle zihninizi veya yüreğinizi karartmayın.




Onun görmesi ve anlaması için onu serbest bırakın.Hayatınızda hiç kimseye zorla veya ittire kaktıra bir şeyi öğretemezsiniz. Bunu hayat yapar. Siz gözlemleyin, yol gösterin ve geri çekilin.Sizinle aynı aşamada olmayabilir , aynı yolları kullanmamış olabilirsiniz. Ya da aynı yerde durmuyordur. Aynı yerden bakmıyordur. Beklentileri farklıdır veya önyargılarının esiridir. . Böyle durumlarda evrenden yardım isteyin. Akışa bırakın. Teslim olun. Bu süreci mümkün olduğunca az yara ile atlatabilmesi için sevgi gönderin. Ama özgür bırakın.

Özgür bırakın ki, sizi fark edebilsin. Özgür bırakın ki, sizi görebilsin. Özgür bırakın ki, bakış açısını değiştirebilsin. Size aitse zaten sizden başka bir doğrusu yoktur. Yolu da , yönü de yoktur. Unutmayın hayatta sizin olan her şey size gelir. Ruh ikiziniz de....aynen kaynağa döner gibi.

Tara Gürses
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
778 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret39855
Saat