• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • TARA GÜRSES - YAZAR ve ARAŞTIRMACI KİŞİSEL WEB SAYFASI
UYANIŞ MİSYONU

Hiç kimse rastlantıyla ya da onun aracılığıyla doğru ve akıllı olmaz. Hiçbir dahi, biraz çılgınlık karışımından yoksun olamaz. (Aristoteles)

Yani akıl ve deha kendini çılgınlıkla belli eder. İnsanlar anlayamadıkları sözler söyleyen ve alışılageldik davranışların dışında, aykırı ve sıra dışı insanları çılgın ya da deli olarak nitelendirir. Bu insanlar kendi evrim süreçlerinde epey yol almış ve çok derin tecrübeler yaşamışlardır. Oldukları kişi olmak onların kazanımlarıdır. Bu nedenle diğerlerinin tersine daha cüretkar ve farkındadırlar. Çok düşünen, çok sorgulayan ve her şeye sıra dışı yorumlar yapan , çözümler bulan kişilerdir. Korkularının esiri olmayan, savaşçı ve asi ruhlardır.


Evrene ve insana, doğaya bakış açıları herkesden farklıdır. Daha duyarlı, daha sevecen ve empati yüklüdür. Dünyada değişimi başlatan da, liderlik yapanlar da bu insanlardır. Bu insanlar karanlığı da çok uzaktan görür ve tanırlar. Karanlıkta onları.

Evrim süreçlerinde çok fazla yol kat edememiş ya da sınıfta kalmış olanlar için ise her şey çok katıdır. Düşünceleri de kendileri de 2 boyuttan öteye geçememiştir. Bu nedenle 3 boyutlu bir ortamı dahi anlamakta zorlanırlar. Bireysel bilinçleri yoktur. Toplu hareket ederler, sürüler halinde yaşarlar ve barınırlar. Kendilerini böyle güvende hissederler. Yalnızlık onları ölesiye korkutur. Kendi düşünce ve sevme kapasiteleri o kadar kısıtlı ve egoya dayanmaktadır ki, fiziksel ihtiyaçları hayatlarının amacıdır. Sürü bilincinin onayladığı her düşünce ya da eylem onların yaşam biçimini oluşturur. Onaylamadığı her düşünce formu ya da sıra dışı yaşamlar, bakış açıları onları korkutur ve saldırgan yapar.


Hayatlarımız bu iki zıtlık üzerine kurulmuştur. Ya deli olup sürüden dışlanan akıllı olmak , ya da sürüde kalıp, onların arasında kendi şuuru olmayan akıllı geçinenlerden olmak . Bu seçim size kalmış. Ama ‘’Hayatımın amacı ne? Ne yapmam gerekiyor?’’ diye sorgulamaya başlamışsanız eğer belli bir takım farkındalıklarınız olmuş demektir. Bu da zaten sizi sürüden uzaklaştırmaya başlamıştır.

Böyle soran ve dünyadaki görevini merak eden biriyseniz size öncelikle değişime kendinizden başlamanız gerektiğini söyleyebilirim. Kendiniz uyandığınız kadar çevrenizde uyuyanları da uyandırmaya başlayabilirsiniz. Düzene, sisteme olan esareti bitirmek adına, hayatı ve yaşamlarımızı, inançlarımızı, bize öğretilenleri, bizden saklananları sorgulamak ve sorgulatabilmek.

Çünkü değişim bireysel olarak başlar ancak bütüne ulaşması için çok daha fazla kişiye ihtiyaç duyar. Uyandırdığınız ya da düşündürmeye başladığınız her kişi sizin için büyük başarıdır. Bu nedenle umutsuzluğa kapılıp, enerjinizi düşürmeyin. Bütüne hizmet ettiğinizi ve bir çeşit gerçeğin neferi olduğunuzu bilin. Ve bu çok önemli bir görev , buna inanın.


‘’Ben kimim ki, ne yapabilirim ki. Düzen bu. Sistem ağlarını örmüş, işliyor’’, gibi bahanelerin arkasına saklanmayın. Bu dünyada şu anda enkarne olmuş herkesin aslında tek bir amacı var, düzeni yıkmak. Uyuduğu derin ölüm uykusundan uyanmak ve diğerlerini de uyandırmak.

Bazı insanlar bilerek veya bilmeyerek karanlığa hizmet ediyor olabilirler. Yanlış yönlendirilmiş veya korkularının esiri olmuş olabilirler. Egoları sağlıklı düşünmelerini engellemiş olabilir. Bu insanlardan nefret etmeyin. Onlara hastalık yapan , zihinlerini, bilinçlerini kontrol altına alan bir çeşit virüs enjekte edilmiş gibi bakın. Aslında bu insanlar sizin kendinizi çıkmazda hissettiğinizden çok daha ağır bir süreç geçirmektedirler. Çünkü tamamen karanlıkta kalmışlardır.

Eğer bir ışık görürlerse , etraflarında olup biteni de görüp, anlamaya ve nasıl bir kaosun ortasında kaldıklarını veya nelere sebep olduklarını idrak etmeye başlayacaklardır.

Onlara, Bunun bir kurtuluşu olduğunu ve hiçbir şey için henüz geç olmadığını söyleyin. Uyandırın. Ama uyandırmaya çalışırken öfkelenmeyin, kızgınlıkla yapmayın bunu. Çünkü bu hale gelmelerinin sebebi zaten korku ile bastırılmış ve uyutulmuş olmaları. Uyanmamakta ısrarlıysalar da bırakın uyusunlar. Onlar zaten kaybedilmiştir.


Sizler, uyananlar sevgi ve şefkatle uzatın ellerinizi karanlıkta kalanlara. Doğru cümleler seçin, gerçekleri söyleyin. Onların anlayacağı dilden. Eğer uyanmış sanız bilirsiniz onların korkularını. Ve seçmeye zorunlu kaldıkları şuursuzluğu. Onlara bir şeyleri bilmenin, anlamanın ve farkına varmanın ne kadar muhteşem bir şey olduğunu gösterin. Bunun size hissettirdiklerini anlatın. Gösterin onlara deli olmanın ne kadar büyük bir özgürlük olduğunu. Aklın ve yüreğin özgür kaldığında neler yapabileceğini. Ve birlikte yükselelim.

Tara Gürses

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
595 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret39855
Saat