• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • TARA GÜRSES - YAZAR ve ARAŞTIRMACI KİŞİSEL WEB SAYFASI
UYANIŞIN SANCILARI
Bunların hemen hepsi FOTON KUŞAĞI ve onun yerküre üzerindeki etkilerini ve olacakları anlatan, gösteren rüyalardı. Bu rüyaların tarihleri de neredeyse 20-30 sene öncelerine kadar gider. O zamanlar her şey güllük gülistanlıkdı. Ne Küresel Isınma, ne Buzul Çağı ne de Foton Kuşağı konuşulmuyordu bile. Bu kavramlar 2000’li yıllara girildikten sonra konuşulmaya başlandı. Bu bizlerdeki uyanışın hızlandırılması ile alakalıdır aslında. Uyanışın etkileri de hem fiziksel , hem de ruhsal olacaktır. Özellikle bu yıldan ve içinde bulunduğumuz Ocak ayının 12’sinden sonra yerküre ve üzerinde yaşayan bütün canlı türleri için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Yaşadığımız gezegen canlı bir organizmadır ve üzerinde yaşayan bütün canlılarla birlikte 3.boyutta bulunmaktadır. Etrafınızda gördüğünüz her şey taş toprak bile bu canlı organizmanın bir çeşit kabuğu niteliğinde daha yoğun bir titreşimle bir arada bulunan enerjilerden ibarettir. Evrende her şey bir dualitedir. Madde ve enerji bu dualiteyi oluşturan temel yapı taşlarıdır. Yani madde olarak algıladığımız her şey aslında enerjinin farklı bir titreşim boyutudur. Sonuçta her boyutta bu titreşimsel bütünlük incelerek veya kalınlaşarak, yoğunluğu artarak ya da azalarak ifade bulur.

Makro kozmos da Mikro Kozmos da Foton Enerjisinin farklı titreşimlerinden ibarettir. Bu enerjiler yaşadığımız Evrende, dünya da serbest salınım halinde bulunan, çok büyük güce sahip mikro parçacıklar halindedir. Ama daha seyrektir. Şu anda Dünyamızın içinden geçmekte olduğu FOTON KUŞAĞI , yaratılmış bütün evrenlerin, bütün boyutların temel enerji modeli olan işte bu Yüksek enerjili fotonlardan oluşmaktadır. Boyutlar arası seyahatlari mümkün kılan , solucan deliklerinde yoğunluğu artan bir yapısı vardır. Çok yüksek titreşim içeren yıldız parçacıkları ya da tozları da diyebiliriz. Big Bang kökenlidirler.





Foton kuşağından geçmek ; bu yoğun titreşimli , yüksek enerjili parçacıkların , daha katı ve titreşimi daha az olan bir boyut enerjisinde ve bu katı titreşime sahip oluşumların yapısını değiştiren, titreşimini ve DNA sarmallarını farklılaştıran bir enerji ile yıkanmak ve bir olmak anlamına gelmektedir. Bu değişim sadece bizleri değil yerkürenin de büyük bir değişim ve yenilenme sürecinde olduğunu gösterir. Kutupların yer değiştirmesi, orman alanlarının çölleşip, çöllerin yağan yağmurlarla bitki örtüsüne bürünmeye başlaması gibi. Düşüncelerin bile bir enerjisi olduğu ve titreşim yaydığını söylersek eğer, anlatmak istediğim yıkanmanın ve arınmanın ne kadar mikro boyutlarda bile gerçekleşeceğini hayal etmek daha kolay olur diyorum.

Uzay Yolu dizisinde ışınlanma sahnelerini gözünüzün önüne getirin. O dizilerdeki hologram görüntüler ve teleportasyon olayları aslında foton enerjisi kullanılarak kolaylıkla yapılabilecek şeylerdir. Foton enerjisi yüksek bir şuura ve akla sahip ve hafızası olan bir enerjidir. Yüksek bir şuurun tezahürüdür. Sizi bir yerden bir yere alır götürür,tüm varlığınız hücresel anlamda birbirlerine bağlı tutan titreşimi ayrıştırır ve başka bir boyutta sizi tekrar tek parça halinde ama titreşimsel olarak daha güçlü , madde anlamında daha ince bir şekle sokarak bırakır. İşte burada parlamaya başlarsınız. Çünkü foton enerjisi sizin hücrelerinizde ışımaya başlamış olur.

Foton kuşağında insanların ve Dünyanın boyut atlayacağı ve daha sübtil, ışık saçan varlıklar olmasının öngörülmesinin sebebi budur. Her yerde DNA Sarmallarının değişeceği ve bunun bizi nasıl etkileyeceği konuları yazılıp çiziliyor.Herkesin kafası karışık. Kimse bir şey anlamıyor.

Kafanızı gökyüzüne kaldırdığınız zaman Samanyolu galaksisine bakın. Milyarlarca yıldız parçacığını göreceksiniz. Ve o parçacıkların içinde belki de yüzbinlerce yaşam formu ve binlerce farklı boyut vardır. Bulunduğumuz noktadan baktığımızda , gördüklerimiz aslında foton parçacıklarıdır . Bu nedenle diyorum ki,bütün evrenleri yaratılmasını sağlayan ve evrimsel döngü içerisinde yeni baştan yaratan, değişime uğratan,her defasında çok daha incelmiş ve titreşimi artmış bir forma sokan ve her şeyden sorumlu olan enerjidir FOTON enerjisi. Ve korkulacak bir şey yoktur.

Maddenin, maddesel anlamda asıl varlığımızı ruhsal enerjimizi sömürerek tüketme aşamasına geldiği noktada, bu evrim ya da değişim kaçınılmaz olacaktır. Çünkü evrim hiç bir zaman geriye doğru olmaz. Bu evrensel yasalara aykırıdır. Madde enerjiyi tutsak ettiği ve etkisiz kıldığı noktada, daha yüksek titreşimli bir enerji ile uyumlanarak yeni oluşuma hazırlanır. Dışımızdaki kabuk ne kadar kalınlaşırsa, içimizdeki enerji o kadar baskı hisseder ve yoğunluğu ,titreşimi artar. İşte bugün biz de bugün bu noktadayız.Ve değişim kaçınılmazdır. Buna ister Kıyam diyelim, ister son, ister başlangıç...Sonuçta bu bir uyanış ve yeniden doğuştur.




Bunun aslında bizler için bir uyanış olduğundan bahsetmiştim. Yeni uyanacak olanlar için biraz daha sarsıcı olacaktır. Özellikle 3.boyut enerjisine takılıp kalmış ya da demir atmış insanlar için çok zor bir dönem diyebilirim. Bu değişimin farkında olan ve kendilerini hazır hissetmeyenler ya da korkanlar için de daha depresif bir süreç söz konusudur. Bu süreçte neler olacağını, fiziksel ve ruhsal olarak ne tür değişimler yaşayacaklarını bilememenin verdiği stres, ya da değişimle alakalı yanlış yorumlar bu süreçte onlara fiziksel ve ruhsal zarar verebilecektir.

Bu noktada sizlerin bilmesi gereken en önemli şey bu süreçte yalnız olmadığımız ve evrensel platformda yardım ve rehberlik aldığımıza inanmanız. 2017'de yaşayacağımız pek çok göksel olay ve farkındalıklar bizlerin yükselişimize daha çok insani dahil edebilmemiz icin zemin oluşturacak ve hızlı bir uyanış başlatacaktır. Aslında bizler uzun zamandır buna hazırlanıyoruz ve uyanış çoktan başladı. Ve gezegen bütününde ki uyanış için gerekli titreşim duzenlemeleri, dna aktivasyonlari ve enerji yüklemeleri de sık sık yapılıyor. İşte burada bizlere görevler düşmektedir.Bu kıyamı ,evrimi ya da uyanışı görenlere...

Etrafımızdaki insanlara olabildiğince rehberlik etmeliyiz. Bu doğal bir süreçtir, ve evrim sürecinin olmazsa olmazıdır. İnsan ruhunun , zihninin, suurunun sınırları yoktur .Ancak bedenimizin bu tür bir değişime ihtiyacı vardır. Bu değişim,dönüşüm sürecinin bir çeşit farklı boyutlara ışınlanma gibi olacağını düşünün. İşte bu ışınlanma sırasında boyutlar arasındaki perdeler, sınırlar kalkacak ve görülür hale gelecektir. Son yıllarda boyutlar arasındaki perdelerin ya da kalkanların inceldiğini görmekteyim. Bunun giderek daha da inceldiğini de.

Bu nedenle diyorum ki, her şeyden önce bu dönemde varlığınıza olan inancınızı koruyun. Önceden uyandırılmış olanlar bu döneme ne kadar hazırlıklı da olsalar bu dönemde sık sık aniden basan uyku halleri, başlarında ağırlık ve yorgunluk-halsizlik hissedebilirler. Gördüğünüz rüyalardan rahatsız olmayın. Anlamaya çalışın. Ama olumsuz anlamlar yüklemeyin. Bu dönem içerisinde hiç olmadığınız kadar hasta olabilir, vücudunuzun daha önce vermediği tepkiler ve belirtiler yaşayabilirsiniz. İştahınız artabilir ya da azalabilir. Çok su içme ihtiyacı ya da tuvalete çıkma ihtiyacı duyabilirsiniz. Sevdiğiniz yiyeceklere karşı tiksinme, sevmediğiniz yiyeceklere karşı da istek duyabilirsiniz. (Bunlar vücudunuzdaki değişimin gereği olan şeylerdir. Sanki bedeninizin ihtiyaç listesi değişmiş gibidir.)

Sırasıyla 3.gözünüzün olduğu bölgede yanma kaşınma karıncalanma hissedebilirsiniz. Bu yaklaşık bir hafta kadar sürebilir. Gözlerinizde yanma kaşıntı, bulanık görme, sulanma olabilir. Sinüslerinizde aşırı bir tıkanma ve sıvı boşaltımı (Nezle ) , boğazınızda sabahları uyandığınızda yanma, yutkunma zorluğu duyabilirsiniz ancak bir süre sonra kendiliğinden geçtiğini fark edersiniz. Zaman zaman aşırı enerjik hissedebilir sonra sebepsiz bir yorgunluk ve tabiri caizse ‘’Tır çarpmış’’ gibi baygın düşebilirsiniz. İnsanların, çevrenizdeki olayların , nesnelerin ve ortamların enerjilerini daha çok algılamaya başlarsınız. Bulunduğunuz ortamın enerjisi sizi ya çok iter ya da çok huzur verici olabilir. Zaman zaman boşlukta olma hissi ya da her şeyden uzaklaşma hissi gelebilir. Dışarıya çıktığınızda havada farklı bir titreşim ve parlamalar görebilirsiniz. Sindirim sorunları yaşayabilirsiniz, tuvalet alışkanlıklarınız değişebilir. Çok sık acıkma, ya da hiç açlık duymamak gibi değişimler yaşayabilirsiniz. Duygusal iniş çıkışlarınız da daha yoğun yaşanmaya başlar. Nedensiz ağlama ya da gülme krizleri baş gösterebilir.

Delirmiyorsunuz, korkmayın. Değişiyorsunuz. Bunları önceden uyanmış olanlar yıllardır yaşıyorlar zaten. Onlar için bu dönemde çok fazla söyleyeceğim bir şey yok, bu dönemde uykunuza dikkat edin. Çünkü uykuya çok daha fazla ihtiyacınız olabilir. Biliyorsunuz uyku bizlerin farkındalık kapısına geçişte anahtar niteliği taşımaktadır. Uykusuzluk hissedenlerin de bol bol meditasyon yapmasını tavsiye ederim. Sık sık duş alın, doğa da yürüyüşler yapın, bol su için ve kalabalıklardan uzaklaşın. Yalnız kalmaya çalışın. Doğaya temas edin. Hayvanlarla iletişim kurun. Bu çok önemli. Kendinizle ilgili olarak yapmanız gereken bazı arınmaları uygulayın. Birincisi ‘’kendinizi affetme ‘’ diğeri de ‘’ evrene uyumlanma’’ çalışmasıdır.

Uyanışa hazır olmayanlar ya da yeni uyanacak olanlar bazı sıkıntılar yaşayabilirler. Öncelikle dünyevi anlamda değer verdikleri ve onsuz yaşayamam dedikleri (maddi) her ne varsa bunların eksikliğini yaşamaları söz konusudur. Bunun sebebi sizlerin düşünce yapınızı değiştirmeniz içindir. Farkındalık kapılarınızın açılması ve kendinizi sorgulamanız içindir. Acılı bitişler, iş – para- güç – statü kaybı yaşayabilirler. Hayata dair değerleri değişim geçirmek zorunda olabilir. Ani ve beklenmedik sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Fiziksel anlamda da şiddetli baş ağrıları, eklem ağrıları, bel ve boyun ağrıları, ani şeker düşmeleri veya yükselmeleri, vücudun değişik yerlerinde uyuşma, karıncalanma ( özellikle baş ve ellerde), aşırı elektrik yüklenme, ağız tadında değişiklik, hayattan zevk alamama, uykusuzluk, depresyon ve sinirlilik görülebilir.

Hayat şartları ve ülkemizin içinde bulunduğu şartlar insanları zaten yerden yere vururken bir de bunlar mı çıktı? Diyebilirsiniz. Haklısınız da. Ancak tüm bu olanların insanlığın farkındalığının genişlemesi, bizi köleleştirmiş sistemin nasıl çalıştığının anlaşılması ve dinleri alet ederek üzerimizde kurduğu korkutucu, baskıcı, ezici kontrolünün çöküşünü de hazırladığını söyleyebilirim.
Dünyanın insan tarafından yakalandığı hastalığı iyileştirebilmesi için de.



Bugüne kadar bu konularda çok yazdım . Çok söyledim. Yaşamaya başladığımız değişim ve dönüşümün, insan olarak çıktığımız yolda bizi üstün insana dönüştürme sürecinin bir çeşit kozadan çıkış gibi olduğunu düşünebilirsiniz. Değişim başladığında, farkındalık arttıkça her şeye bakış açınız değişir, daha hassas, duygusal ve tepkisel olmaya başlarsınız. Çevrenizde gördüğünüz haksızlıklara ve duyarsızlıklara karşı tahammülsüz olursunuz. Suçun her türüne, adaletsizliğe ve haksızlığa dayanamazsınız. Kalabalıklardan kaçar daha çok kendinize dönersiniz. Evrenle bütünleşen ve ondaki ahenk, huzur ve sevgiyi hissedebilenler için artık bu boyut ve dünya katlanılmaz olur. Kaçıp gitmek ve başka bir yerde olmak istersiniz. Huzur duyacağınız, sevgiyi iliklerinize kadar yaşayacağınız ve bir olmanın dayanılmaz hafifliğini hissedeceğiniz bir realitede olmak. İşte bunlar uyanmış ve farkındalığın aydınlattığı üstün insan boyutunun bizlere yansıttığı gerçekliğidir.

Kim bilir belki de bu yolculuğumuzda bize yardım edenler bizim gelecekten gelen çocuklarımız ya da torunlarımız da olabilir. Geçiş süresini olabildiğince az hasarla atlatabilmemiz için bize rehberlik ediyorlardır.

Ben bizim bunu başardığımızı biliyorum. Çok fazla kayıp verdiğimizi ve vereceğimizi de. Dünyanın çok fazla acı çektiğini de çekeceğini de… Ama tünelin sonunda ışığı gördüğümüzde bunun bizim için karanlıktan kurtulup, ışıkla bir olma anımız olduğu anlayacağız. Bu bizim bu boyutta yaşadığımız ölüm ve yeniden doğuş deneyiminden çok farklıdır. Her şey gözünüzün önünde olacak ve her şeyi anlayacaksınız. Hayatınızı, yaşadığınız bütün deneyimleri, algılarınızın size gerçek olarak sunduğu ve bildiğinizi zannettiğiniz her şeyi…İşte o zaman değişiminiz tamamlanmış olacak. Ve bir daha asla eskisi gibi olmayacaksınız.

TARA GÜRSES-YAZAR VE ARAŞTIRMACI
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
9209 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret39855
Saat